Back to Writing
literaryTürkçe/1 min read

Yüzleriyle Değil Gözleriyle Yaşlanan İnsanlar

Yaşın yüzdeki çizgilerle değil, ruhtaki görünmez yaralarla ölçüldüğü insanlar üzerine kısa bir deneme.

Yüzümüzdeki izler bizler hakkında sandığımızdan çok şey anlatır. Ve gözler yaşanmışlıkların hayatımıza düşürdükleri gölgelerde aydınlanır. Birinin yüzünde ne kadar çok çizgi varsa o kadar yaşanmışlık var derler. Oysa bunu diyenler insanların geçen zamanla değil yara izleriyle yaşlandığını bilmezler. Eğer öğrenirlerse de sorarlar: "Bu yara izleri de yüzlerde yer eden çizgilerden sayılmaz mı?" diye. Hayır, dersin. Çünkü benim bahsettiğim yaralar deride iz bırakmaz, insanın ruhunda karşılık bulur.

Birçok kültürde politikacıların belli bir yaşın üzerinde olması beklenir. Bu şekilde daha doğru, isabetli kararlar vereceklerine inanılır. Felsefeciler ya da önemli yazarlar ileri yaşlarda resmedilir. Bu şekilde toplum belleği ileri yaş ile olgunluk arasında sıkı bir ilişki olduğunu ortaya koyar ve bunun nesiller boyunca aktarılarak bir norm haline gelmesini sağlar. Toplum belleğinin zamana karşı koruduğu pek çok şey gibi bu da genellikle doğrudur. Bir insan ne kadar çok an yaşarsa, bunlardan o kadar çok tecrübe sentezleyebilir ve bunu başkalarının kullanımına sunması kolaylaşır. Yani insanın yaşam süresinin onun olgunluğu ile doğru orantılı olduğu varsayımı pek çok kez geçerlidir.

Fakat bazı insanlar bu kuralı bozarlar. İşte bu insanlar geçirdikleri hayat yüzlerinden okunan, yaşadıklarını sözlerle anlatamayacağını kabullenmiş ve kelimelere aktarıldığında anlamını yitireceğine inananlardır. Gözlerine dikkatle baktığınızda göz bebeklerinin yeterince açılıp sizi içine alacağını, orada size hiç bilmediğiniz bir evrenin hiç bilmediğiniz sırlarını anlatmaya hazır hiç tanımadığınız birini göstereceğini hissettirirler. Bu insanların gözlerine baktığınızda onları tanırsınız, artık onlar hakkında bilmediğiniz cevaplar yoktur. İşte o an yaşanmışlıkların bir insanda edindiği yerin geçen zamandan bağımsız olduğunu anlarsınız.

Yaşlarını yüzleriyle değil gözleriyle ele veren insanları tanımak emek ister. Çünkü az önce bahsettiğimiz gibi gözleri derin insanlar yaralı vücutlardır ve görünmez yaraları bulmak her bakışın elinden gelmez.

Özgün Barış Kır

Newsletter

Stay Updated

Subscribe to receive new technical write-ups and literary essays directly in your inbox. No spam.