Back to Writing
literaryTürkçe/2 min read

Gece Yoldaşları

Gecenin en ıssız saatlerinde sokakları adımlayanlar, konuşmayı değil bakmayı öğrenmiş olanlar üzerine kısa bir öykü.

Gecenin gündüze kavuşmasına saatler kala sokaklarda gezmekten hoşlanırdı. Şehrin soğuk havasının boynundan ve sırtından içeri girmesine aldırış etmezdi. Güneşin doğmasını beklerdi ıssız sokaklarda. Yalnız. Oysa günün ilk ışıklarını görene dek şehrin neredeyse tamamını adımlamış olurdu her seferinde. Belki gecenin sessizliğine tek başına dayanamayıp tek başına çıktığından sokağa belki de güneşin, sokağın kirini, pisini, külrengi ıssızlığını, ölüm kokusunun sindiği gölgelerini aydınlatacağından belki biraz da cesurca korkmasından. Onun sorunu geceleri uyuyamamasıydı.

Günün aydınlık saatlerini uyuyarak geçirir havanın kararmasıyla uyanırdı. Şehrin en işlek caddelerinden birinin hemen arka sokağında, insanların her gün önünden geçip gittiği ama görmediği bir apartmanda yaşıyordu. Yalnız. Uykuların en derin vaktinde o hep dışardaydı. Bir şey arıyordu.

Yıllardır sürdürdüğü bir rutini vardı fakat bu düzen son birkaç aydır bozulmaya başlamıştı. Dayanamıyordu. Elbette şehir o saatlerde gün ortası kalabalığının yanında hatırı sayılmayacak kadar da olsa pek çok farklı karaktere ev sahipliği yapıyordu. Gündüz şehrinin değil gece şehrinin misafirleriydi onlar. Gece sokakta karşılaştığı bu insanlara "yoldaş" derdi. Yoldaş 1, yoldaş 2, yoldaş 3... Onların ya kendi gibi bir şey aradığını ya da bir şeyden kaçtığını bilirdi. Gecenin o puslu saatlerinde kimse durduk yere kaldırımları adımlamazdı çünkü. Kaldırımları adımlamak gecenin tam da o saatinde bir huzursuzluk, bir kabullenmeme, bir dışlanmışlık duygusunun dışavurumuydu. Elbette kendileri de bilirdi bunu gecenin tam da o karanlık ve ıssız saatinde kaldırımları adımlayanlar.

Gecenin güne kavuşmasıyla işlerine, evlerine, okullarına, çocuklarına, eşlerine ve sevgililerine doğru yola çıkacak kalabalıkların sesleri ona hep uzak gelmişti. Kendi sesi çıkmadığından mı yoksa kalabalıklardan farklı sesler çıkardığından mı onlardan uzak kalırdı bilmezdi. Bu yüzden onlar gibi işi, evi, okulu, çocukları, karısı, sevgilisi yoktu. Yoldaşları vardı sadece; sadece gözlerine bakarak anlaştığı, konuşmadan, tek bir kelime bile etmeden. Konuşmak zor gelirdi onlara.

Belki de en çok onların konuşması gerekirdi, anlatması. Çünkü, gün ortası insanlarının gördükleri sıradan şeylerin aksine; gece, onlara her gece yeni kapılar açardı. Herkes giremezdi bu kapılardan. Bu kapılar pek çok zaman saklanırdı sıradanlığa alışmış gözlerden. Buna rağmen onlar görürdü kapıları ve girerlerdi içeri gecenin kendilerine ne sunacağını bilmeden. Yoldaştı çünkü her biri ve konuşmayı değil bakmayı öğrenmişlerdi. Yalnız.

Özgün Barış Kır — 03/02/2019

Newsletter

Stay Updated

Subscribe to receive new technical write-ups and literary essays directly in your inbox. No spam.